16 Eylül 2011 Cuma

Anaokuluna Başlarken

Yeni durumlar çocuklarda uyum sorunu yaratabilir. Okula yeni başlayan çocuk, ev ortamından veya anne- babadan ayrılma kaygısı yaşayabilir.
Okulun ilk günlerinde çocuğun ağlama, okula gitmek istememe, anne-babasından ayrılmamak, yanında kalmalarını istemek gibi davranışlar göstermesi doğaldır. Çünkü çocuk tüm kurallarını bildiği bir ortamdan, henüz hiç bir kuralını bilmediği, tanımadığı kişilerin bulunduğu bir ortama girmektedir. Çoğunlukla koruyucu ve aşırı hoşgörülü aile ortamından gelen çocuklarda bu kaygılar daha yoğun yaşanır. Bağımsız, kişiliği gelişmiş, güven duygusu pekişmiş çocukların okula uyumu daha kolay olur. Ancak çocuk okul ortamına alıştıktan ve öğretmenlerini tanıdıktan sonra kaygıları ortadan kalkar. Bazen de, ebeveyler çocuklarından ayrıldıkları için kendileri de suçluluk ve kaygı duyguları ile çocuğun okul korkusunu bilmeyerek de olsa artırırlar. Bu sinyalleri alan çocuk, daha sonra aldığı sinyalleri kolayca kullanarak, okula gitmemek için direnebilir.
Uyum sağlama aşaması boyunca çocuklarda gözlediğimiz tepki çeşitleri değişiklik gösterir.
•Bazı çocuklar okula gayet ilgili ve rahat başlar.
•Bazıları ilk üç gün ya da bir hafta ilgili ve istekli olur. Okul, onun için park gibidir. Ama sonra birazda annesi ile birlikte olmak ister. Sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir.
•Diğer bazıları ise en baştan itibaren anneden ayrılmak istemez. Sınıfa gelmesini, yanında olmasını, annesinin yedirmesini ister, ağlama gözlenir.
NASIL DAVRANMALI?
•Ailenin göstereceği kararlılık, sabır, okul öncesi eğitime ve başladığı eğitim kurumuna gösterdiği inanç ve güven çocuğun uyumunu kolaylaştırır.
•Çocuğun okul hakkındaki olumsuz düşüncelerini anlatmasına fırsat verilmeli, ancak okul hakkında sorgulanmamalıdır.
•Okul hakkında çocuğa açıklama yapmak ve okulu tanıtmak uyumu kolaylaştırır. Okulun her gün gidilmesi gereken oyun, arkadaş ve eğitim yeri olduğu anlatılmalı, ancak abartılmış ve yanlış bilgi verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla okulda bulduklarını karşılaştırdığında aradığını bulamayacak ve okula güveni kalmayacaktır.
•Veli, okul ve personel hakkındaki olumsuz duygu ve düşüncelerini çocuğun yanında konuşmamalı, idare ile iletişime geçmelidir.
•Çocuğun anaokulunu reddetmesi halinde, anne-baba, büyükanne veya büyükbaba gibi aileden birinin çocuktan yana tutum göstermesi, ona güç verir ve tepkisi büyür. Okula gidiş tüm aile bireyleri tarafından desteklenmeli ve aile bireyleri uyum içinde olmalıdır.

Çocuk okula birlikte geldiği ebeveyni yanında ağlıyor, onun gitmesine izin vermiyor olmasına rağmen; ebeveyni okuldan ayrıldıktan sonra ağlamayı bırakıp, faaliyetlere katılıyorsa; kaygılarını bitirmiş demektir.
Kaygıları bitmiş olmasına rağmen okula gelme veya geldikten sonra anne-babasının gitmesini engellemeye çalışan, direnç gösteren çocuklar için uygulanabilecek yöntemler ise;
*Çocuğu servise ya da okula “bağımlı olmadığı” ebeveyni tarafından getirin.
*Okula düzenli devam etmesi konusunda ısrarlı olun. Yakınmaya devam etse bile giyinmesine, servise binmesine, okula gitmesine ve yerleştirilmesine yardım edin. Sınıfa girmesi konusunda sakin ve kararlı davranın.
*Okula düzenli devam etmesi ve karşı çıkmaması karşılığında daha sonra verilmek üzere bir takım küçük ödüller sunun.
*Kaygıları hakkında konuşmaya teşvik edin. Ancak sorgulamayın. Duygularını anladığınızı hissettirin. Anlaşıldığını hissetmek çocuğu rahatlatır.
*Onu yatıştırın ve sadece belli bir zaman dilimi içinde okulda kalacağını söyleyin.
*Ona kendisini alacağınız saati söyleyin ve bu saati geçirmeyin.
*Çocuğun yuvaya hazır olması kadar sizin çocuğunuzu yuvaya vermeye hazır olmanız da önemlidir. Çocuğu yuvaya verdiğiniz için yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, kaygı, çocuğu kaybetme korkusu ve hatta öfke gibi duygular yaşıyorsanız onlarla yüzleşin.
Enerjinizi, bu duygularla baş etmek için harcayın. Siz gözleriniz yaşarmadan çocuğu yuvaya bırakabildiğiniz zaman, çocuğun da bu ayrılıkla başa çıkabildiğini göreceksiniz.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Okusun da büyüsün

Ailelerin yapması gereken en önemli şeylerden biri çocuklarına daha bebekken kitap okuyarak onları kitapla tanıştırmaktır. Bunu bir alışkanlık haline getirmek çocuğun geniş bir hayal gücüne sahip, meraklı ve öğrenmeye istekli olmasına neden olur. Yayınevleri her yaşta çocuk için uygun, eğitici, öğretici ve eğlenceli kitaplar yayınlıyor. Bol renkli olanından birkaç tane edinin ve günün belirli bir saatinde ona yüksek sesle kitap okuyun.
Çocuğunuz altı aya kadar kitabı ısırılması gereken bir nesne sanabilir ama dokuzuncu aydan itibaren sizi anlamaya başlayacaktır. Çünkü onuncu ayla birlikte çocuk, ses tonunuzla ne demek istediğinizi anlamaya başlar, kelimeler arasındaki ritim farklarını hisseder. Onun ses ve görüntü arasında bağ kurmaya başladığı bu dönemde kitap okuyarak ve kitaptaki resimlerle ilgili hikayeler anlatarak okuma yazma öğrenmesini kolaylaştırabilirsiniz.
Çocuklar duyduklarını tekrarlayarak öğrenirler. Okuduğunu akılda tutma alışkanlığını ne kadar geliştirirseniz eğitim hayatında o kadar başarılı olmasını sağlarsınız. Aynı hikayeyi yüzlerce kez okumak zorunda kalsanız da sıkılmayın. Unutmayın ki her okuyuşunuzda o farklı şeyler öğreniyor...
İşe, çocuğunuza doğum günlerinde kitap hediye ederek başlayabilirsiniz. Böylece hem ona ait bir kütüphane yaratabilir hem de güzel bir alışkanlığın temellerini atarsınız. Kitapçılarda farklı yaş dönemine uygun kitaplar bulunuyor.

Çocuğunuzun merak ettiği soruların cevapları kitaplarda

Uçanbalık Yayınları’nın farklı yaş gruplarına hitap eden kitaplarından oluşan “Okumayı Seviyorum” dizisinin en yenisi “Altın Kanatlı Topçin”. 7 yaş ve üstü çocuklar için uygun olan kitabın yazarı Ayla Çınaroğlu anlattığı öyküyle minik okuyucularını “Gerçek arkadaşlık nasıl bir şeydir?” sorusuyla baş başa bırakıp arkadaşlığın önemini anlatıyor.
İnkılâp Kitabevi’nin bünyesindeki ve 0-18 yaş arası çocuklara yönelik kitaplar yayımlayan Mandolin Yayınları’nda çocuk çevirmenler görev yapıyor. İngilizce ve Fransızca kitaplardan bazılarını dilimize uygun yaşlardaki, yeterli dil bilgisine sahip çocuklar çeviriyor. Bu da okuyucuların yaşıtları tarafından seçilen cümleleri okumalarını ve daha kolay anlamalarını sağlıyor. Ayrıca Mandolin’den çıkan ve altı yaş üstüne hitap eden “İlk Ansiklopedim Larousse” serisi ise çocukların vücut, şehir, doğa, hava, bitkiler, dünya, kısaca evren hakkında akıllarına gelen yüzlerce soruyu anlaşılır bir dille cevaplayan ilk ansiklopedi.

Ağırlıklı olarak çocuk kitapları yayımlayan Beyaz Balina Yayınları’ından çıkan 10 yaş üstüne hitap eden “Kim Kimdi?” serisi ise Mozart, Einstein ve Edison gibi tarihte önemli yere sahip insanların hayatlarını basit bir dille anlatıyor. Ayrıca www.beyazbalina.com.tr adresine girip üye olan ve arkadaşlarını da üye yapan çocuklar hem kendilerine hem de arkadaşlarına kitap armağanı kazandırıyorlar.

Günışığı Kitaplığı’nın 12 kitaptan oluşan “Çıtır Çıtır Felsefe” serisi ise 8-12 yaş arasındaki çocuklara hayatı kavramanın ipuçlarını veriyor. Türkiye dahil olmak üzere 17 ülkede basılan serinin her kitabında günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız olaylar karikatür tarzındaki resimlerle anlatılıyor.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan “Sevgili Arkadaşım” ve “Tombik” adlı kitaplar iri yazıları ve büyük resimleriyle okula hazırlanan ve okumaya yeni başlayan çocuklar için ideal.


Pedagoglara kitap okuma alışkanlığı kazandırmanın püf noktalarını sorduk

“Oyuncaklardan biri olarak görülmeli”

Sevil Gümüş (Parenting Skills & Counseling)
Aileler kitabı çocuklarına büyüdüğü zaman alacakları bir şey olarak görüyor. Oysa kitap bebeklik çağından itibaren çocuğun oyuncaklarından biri olarak görülmeli. İki-üç sayfalık bebek kitapları var, bebek bunları ağzına soksa da sayfaları yırtılmıyor. Bebeğinize nasıl oyuncak alıyorsanız bu kitaplardan da almalısınız. Bırakın sayfalarını çevirsin ve okuduğunu sansın. Böylece ileride kitap okuma alışkanlığına da sahip olur.
Yaşı ilerledikçe çocuğunuzun kendi kitabını seçmesine izin verin ve odasında kitaplarının bulunduğu bir bölüm yaratın. Böylece o canı ne zaman isterse kitaplarıyla “oynayabilsin”. Ayrıca çocuğunuzla boş zamanlarınızda kitapçıları gezin, almasanız da kitapların arasında zaman geçirmesini sağlayın. Böylece kitapçıların da onun için oyuncakçılar kadar cazip olmasını sağlarsınız.


“Kitapçıları ve fuarları gezin”
Aykut Akova (Okyanus Kaliteli Yaşam Merkezi)
Bebekler ikinci aydan sonra kitaplara odaklanmaya başlar. Bu çağdaki bebeklere günümüzde her yerde satılan sesli kitaplardan alınması daha sağlıklı olacaktır. Evde bir kütüphanenin bulunması çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanmasını hızlandırır. Unutulmamalıdır ki çocuklar anne ve babayı taklit ederek öğrenirler.
Çocuğunuza özel günlerde mutlaka kitap hediye edin ve onunla sık sık kitapçıları ve kitap fuarlarını gezin. Bu, kitabın ne kadar değerli ve özel olduğunu hissetmesini sağlar ve bu hissiyat ilerideki hayatında da devam eder.

12 Haziran 2010 Cumartesi

High scope yaklaşımı nedir?

High Scope programı, Amerika Birleşik Devletlerin’ de okul öncesi dönemden başlayıp Jean Piaget’ nin kuramları doğrultusunda, eğitim sisteminde çeşitli değişiklikler yaparak bireylerin hayat şartlarını yükseltmeyi amaçlayan eğitim programıdır.Eğitim programının dayandığı temel felsefe tüm duyuları kullanarak aktif olarak öğrenmedir. Çocuklar çeşitli materyalleri, istekleri ve seçimleri doğrultusunda inceleyerek neden, nasıl yapacağına kendi karar vererek, etkin olarak öğrenir. Öğretmenler çocuklara aktif olarak öğrenebileceği ortamlar yaratıp, çocukları malzemelerle uğraşmaya teşvik eder.Çocuklar aktif öğrenme ortamı içerisinde birçok temel kavramı ( Çok yönlü gelişimsel dizeler---- Sosyal-duygusal, bilişsel, fiziksel----- ) çeşitli malzemeler, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla ilişki halindeyken öğrenme fırsatı bulur. Bu kavramlar; sayı, dil, sınıflandırma, zaman, alansal ilişkiler gibi çocuklarımızın hayatları boyunca karşılaşıp kullanacakları temel kavramlardan oluşur. Temel deneyimleri pekiştirmek üzere oluşturulmuş faaliyetler sırasında öğretmen çocukların güçlü oldukları yönleri, yeteneklerini ve özel ilgi alanlarını fark edip o yöndeki gelişimini sağlarlar. High Scope eğitim sisteminde tutarlı bir günlük program sayesinde, çocuklar ne zaman ne ile karşılaşacaklarını bildiklerinden kendine güvenen bireyler haline gelirler. Günlük program planla yap değerlendir sürecini içerir. Bu süreç çocukların özgüvenlerini ve bağımsızlıklarını destekleyen, sorumluluk alma ve zaman denetimini geliştiren bir oyun oynama sürecidir. Çocuklar oynayacakları oyunları planlarlar, oynarlar (yap), nasıl oynadıklarını değerlendirirler.


Sosyal Alan:

Çocukların olabildiğince aktif olması sağlanır ve yetişkinler çocuğa maksimum hareket imkanı sağlar.

• Çocukları grup halinde çalışmaya teşvik eder, bu nedenle high scope müfredatı içinde farklı grup çalışmalarına imkan sağlayan zaman dilimleri bulunmaktadır.

• Sınıf içinde oluşabilecek her türlü problem tartışılarak ve öğrenciler tarafından çözüm bulunarak halledilir.

• Öğretmenin en önemli sorumluluklarından biri çocuğu iletişime açmaktır, bu nedenle çocuğa kapalı sorular yerine (cevabı evet ya da hayır olan sorular) sormak yerine neden, niçin, nasıl gibi sorular sorarak çocuğu düşünmeye teşvik ederler...

• Bu programın öğrencileri takip etmek için geliştirdiği bir inceleme formu bulunmaktadır, çocuklar yıl boyunca öğretmenler tarafından incelenerek gelişimleri bu forma kaydedilir ve çocuğun gelişimi periyotlar halinde öğretmen ve aileler tarafından incelenir.

Müfredat İçeriği:
• Bu porgramda “anahtar deneyim” adıyla anılan 8 farklı konsepten bahsedilir. Çocukların eğitmleri bu anahtar deneyimler ve onların alt başlıkları çevresinde gelişir. Anahtar deneyimler: 1. Sınıflandırma
2. Sıralama
3. Dil gelişimi ve okuma/yazma
4. Sosyal ilişkiler
5. Sayılar
6. Hareket
7. Müzik
8. Zaman

• “Planlama ve hatırlama zamanı” bu programın en önemli kısımlarından birini oluşturur. Çocuklar oyun ya da çalışma zamanına geçmeden önce yapacakları aktivite hakkında plan yaparlar, aktivite bittikten sonra da yaptıkları aktiviteyi hatırlama çalışmasında arkadaşlarına anlatırlar. Planlama ve hatırlama zamanı, çocukların yaptıkları iş hakkındaki farkındalıklarını arttırmayı amaçlar.

• Toparlanma ve temizlik zamanı her aktivite sonunda çocuğun aktivitesini tamamlayıp yeni aktivite için gereken düzeni sağlaması amacıyla dizayn edilmiş geçiş periyotlarıdır. Çocuk bu zaman dilimini materyalleri toplayarak, sınıfın temizlenmesine ve toplanmasına yardımcı olarak geçirir.

• Bu programda çocukların sahip olduğu günlük bir rutin vardır. Aktiviteler bu rutin içinde gerçekleşir. Böylece çocuk ne zaman ne yapılacağını bilir ve zaman kavramını kendi kafasında somut öğelerle anlamaya çalışır.

Çevre Dizaynı:

• Materyal bakımından oldukça zengin sınıflara sahiptir. Materyallerin yerleri etiketlerle çocuğun anlayacağı şekilde dizayn edilmiştir. Böylece çocuklar toplanma zamanında herhangi bir sorunla karşılaşmadan materyalleri kolaylıkla toplayabilir ve eski yerlerine yerleştirebilirler.

• Malzemeler çocukların ulaşabileceği ve kendi başlarına alabilecekleri yerlere konur. Böylece çocuklar çevrelerini kendileri keşfedebilirler.

• Sınıfta farklı çalışmaların yapılabilmesi için farklı köşeler oluşturulmuştur. Örneğin, blok köşesi, evcilik köşesi, kitap köşesi gibi...

28 Şubat 2010 Pazar

Çocuğunuzun bebeksi davranışları geri döndüğünde...

" Çocukların çoktan geride bıraktığını düşündüğümüz bazı huyları, bu kez çok farklı nedenlerle geri gelebiliyor. Çocukların hangi "bebeksi" davranışları tehlike belirtisi olabilir? Hangi durumlar bu geri gidişe neden olabilir? "


Çocukların çoktan aştığını düşündüğümüz bazı davranışları, özellikle stres ve zorlanma zamanlarında yeniden ortaya çıkabilmektedir. Bu durum çocuğun içinden geçtiği zorlukla başa çıkmak ve yeniden dengesini kurmak için kullandığı bir tür savunma mekanizmasıdır ve regresyon (davranışta gerileme) olarak tanımlanır. En sık karşılaşılan gerileme davranışları bebek gibi konuşmaya, parmağını emmeye, battaniyesinin kenarını kemirmeye başlama; yeniden alt ıslatma, ‘hayır’ olduğunu daha önceden öğrendiği bir şeyi yeniden tutturma, daha fazla kucak isteyip anneye yapışık hale gelme, ebeveynin günlük rutin gidişlerinde yeniden ağlamaya başlama gibi davranışlardır.

Çocuğunuzda uzun zamandır yapmadığı bu türden bebeksi davranışlar ortaya çıktığında o dönemde çocuğunuzun hayatında değişen şeyin ne olduğunu ve nasıl bir zorlanma yaşadığını keşfetmeye çalışın. Kardeşin doğumu, büyükannenin ölümü gibi ailede yaşanan bir kayıp, anaokuluna başlama, kronik bir hastalık geçirme ya da bir süre hastanede kalma ve hatta taşınma/ev değiştirme gibi durumlar küçük çocukların ciddi zorlanmalar yaşayıp davranışsal olarak geri gitmelerine sebep olabilir.

Çocuğunuzun davranışındaki geri gidişi anlamaya çalıştığınızda burada bahsedilenler gibi önemli bir sebebi olduğunu görürsünüz. Bu dönemde çocuğunuzu düzelmesi için zorlamamalısınız. Stres ve zorlanma zamanları çocuğu sosyal ya da zihinsel anlamda geliştirme çabasından uzak durmamız gereken zamanlardır. Bu dönemde çocuğunuzun sizi yönlendirmesine izin verin. Eğer bebek gibi davranılmak istiyorsa öyle davranın. Daha fazla sarılma, kucak, temas gerekebilir. Ayrıca, bu dönemlerde çocuğu yemeye zorlamak ya da daha önceden oluşturduğunuz sınırlara uymasını beklemek gibi baskıcı tavırdan özellikle kaçınmalısınız. Çocuğunuzun yeniden ortaya çıkan bağımlılığı ya da geriye giden davranışları sizi endişelendiriyor olabilir ama bunları düzeltmek için mücadeleye girmeniz işleri daha kötüye götürecektir. Stres ve zorlanma dönemini atlattıktan sonra çocuğunuzun doğru davranışları öğrenmesi için yeterince vaktiniz olacağını hatırlayın.

1 Kasım 2009 Pazar

ÇOCUĞUNUZDAN MEKTUP VAR

Sevgili Anneciğim, Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek iterdim:

Deneme ile öğrenirim. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde, koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım? Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi izler bırakır. “Ben senin yaşında iken...” diye başlayan sözleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni, korkutup sinirlendirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben sizi yabancıların yanında güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum arasıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarılmasın. Benden “örnek çocuk” olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim!

Sevgiler Çocuğunuz

23 Haziran 2009 Salı

Ailede Mutluluk

Bir ebeveynin çocuklarına bırakabileceği en iyi miras, her gün birkaç dakikasını onlara ayırmaktır.
O. A. BattistaÖzellikle son yıllarda, yaşadığımız yoğun ve stresli hayatımızda ailemize yeteri kadar vakit ayıramamaktan dolayı çoğumuz mutsuz ve çaresiz hissetmekteyiz. Bu durum en çok çocuklarımız etkilemekte. Oysa ki çocuklarımız için sevgi, kabul ve güven olmazsa olmaz duygu ve ihtiyaçlardır. Çocuklarımız bu ihtiyaçlarını giderebildiği ölçüde sağlıklı bireyler olabileceklertir. Bu ihtiyaçlar giderilmediği sürece ömür boyu bu ihtiyaçları başka alanlarda (işkolik bireyler) ve başka kişlerde(yanlış evlilikler ve ilişkiler) aramaya devam edeceklerdir. Oysaki aile içinde bütün bu ihtiyaçları giderilen çocuklar geleceğin kendine güvenen, ne istediğini bilen ve kendine yetebilen bireyleri olacaklartır. İşte çocuğunuz için birkaç mutluluk reçetesi; Kucaklaşın- “Eve geldiğimde, annem ve babam beni sıkı sıkı kucaklar. Evimizde en çok o zaman mutluluk olur” (Nora, 8 yaşında) Beceriyi ödüllendirin- “ Evimizde büyük bir buzdolabı var, her yanı benim yaptığım resimlerle kaplı ve hatta bazıları aşağı sarkıyor” (Tobias, 5 yaşında) Yatmadan önce özel bir an paylaşın- “ Evimizi, annem beni yatırmadan önce uzun süre saçlarımı taradığında ve ninniler söylediğinde seviyorum” ( Beth, 4 yaşında) Birbirinizi takdir edin- “ Evimiz mutlu olduğunda, annem oturur ve bana bakıp gülümser” (Kalenda,4 yaşında) Birbirinizi şımartın- “ Mutlu evlerde çocuklar tüm köpükler yok olana dek orada kalabilsin diye büyük köpüklü banyolar vardır.” (Amy, 13 yaşında) Birbirinizi onaylayın – “Herkes birbirine iltifatlar eder ve birbiri için özel şeyler yapar.” (Shanti, 14 yaşında) Çocuklarınızla ilgilenebileceğiniz yüzlerce yol vardır. Önemli olan siz ve aileniz için en uygun ve doğru olanları bulup bunları bir an önce anne ve baba olarak hayatınıza geçirmektir. Çocuğunuza ayıracağınız ekstra 1 dakika bile fark yaratacaktır yeterki bu zaman eleştirmeden, düzeltmeden, yönlendirmeden...Bakarak dinleyerek gülümseyerek, içi sevgi dolu olarak geçsin...

5 Nisan 2009 Pazar

Aile İklimleri

Aile İklimleri

Ailede uyum ya da uyumsuzluk yaratan şey , ailenin duygusal iklimidir. Ailenin amacı, her aile bireyinin özgüveni yüksek, bağımsız ve üretken bir birey olgunluğuna erişmesi için gerekli, verimli ortamı yaratacak ilişkiler sağlamalıdır. Hiçbir birey bir diğeri için kendini feda etmemelidir.

Mutlu ailenin mimarları öncelikle anne- babalardır. Anne - baba çocuğu için her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Ancak anne ve babaların başarılı ve iyi birer mimar olabilmeleri için önce kendi iç yapılarına bakmaları gerekir. Özgüveni yüksek anne - babalar en başarılı ebeveynlerdir. Hiçbir ebeveyn , birbirine kasıtlı olarak kötü davranmaz.
Eğer ortada yanlış bir davranış söz konusu ise, aile bireyleri birbirlerini sürekli eleştiriyor suistimal ediyorsa, nedeni çocukluklarında yaşamış oldukları kötü deneyimlerdir. Başarılı bir aile için iki yetişkine değil, öncelikle olgun, dengeli, mutlu, huzurlu bireylerin varlığına ihtiyaç vardır.
Çocukların anne - babalarından beklentileri, maddesel değil duygusal beklentilerdir.

Çocuklarımız bize diyor ki;
Anneciğim, babacığım sizden beklentilerim :
Kendini sev. Kendine değer ver. Kendini kabul et. Sevebileceğin kişileri benim gibi koşulsuz sev ve değer ver. Kendi duygularını ifade et. Başkalarının da duygularını ifade etmelerine olanak tanı. Bana olumlu model olun lütfen. Ailede ortaya çıkan streslerle başa çıkabilme ve çözüm üretebilme yetinizin olması
Bu yetilere sahip olan anne - babalarda aile iklimi de iyi olur. Yoksa aile çatışmalarından çocuklarımız çok etkilenecektir. Hiç çatışmasız ev ortamı olacak iddiasında değiliz. Son yapılan araştırmalarda çocukların çatışmanın nerede ve neden olduğuyla değil, çatışmanın nasıl olduğu ve sonuçlarıyla ilgilenmektedirler.
Eğer anne - baba çatışmanın ardından tatmin edici bir anlaşma sağlıyorlar ve uzlaşıyorlarsa çocuklar bu kavgadan fazla etkilenmiyorlar.
Psikolog Dr. Senny Reynold şunları söylüyor;
Her çocuk annesinin ve babasının arasının iyi olup olmadığını mutlaka hisseder. Bazı çocuklarsa anne- baba arasındaki tartışmadan kendini sorumlu hisseder. Tanık oldukları tartışmaları ebeveynler unutsa bile çocukların uzun süre belleklerinden silinmediğini gözlemliyorum.
Aile iklimlerinizin mutlu, sağlıklı, başarılı olması dileklerimizle.