Sayfamızı Takip Edin

Sayfamızı Takip Edin

Sayfamızı Takip Edin

20 Ocak 2009 Salı

Dikkat! Çizgi filmler çocuklarınızı sömürüyor

Dikkat! Çizgi filmler çocuklarınızı sömürüyor

Okullardaki şiddetin nedeni çocukları birer ‘minyatür’ yetişkin gören çizgi filmler... Minyatür denildiğinde aklınıza ilk ne gelir bilmem ama “Orta Çağ’da çocukların anne babanın birer minyatür kopyası gibi, gelişimsel özelliklerine uygun olmayan şekilde giydirilmesi” geliyor benim aklıma. Çocuklara, anne babalarıyla davetlere katıldığı için bu dönemde “minyatür yetişkinler” deniliyormuş. “Yeni nesil” çizgi filmleri de çocukları bir yetişkinden farksız görmüyor. Kız çocuklarını birer genç kız, erkek çocuklarını birer kahraman gibi gören bu çizgi filmler, çocukların yaşlarına ve gelişimsel özelliklerine uygun olmayan konuları işleyerek çocukların ruh sağlığını tehlikeye atıyor.
Kız çocukları bir an önce büyüyüp güzel bir genç kız olmak ister. Annelerini örnek alan, makyaj yapmak, süslenmek isteyen çocuğun bu arzusu; oyuncak bebeklerle ve çizgi filmlerle sömürülüyor. Oyuncak bebekler; zayıf, güzel bir genç kız olduğu için çocuklara daha küçüklükten zayıf olma gerekliği aşılanıyor. Ayrıca bu bebekleri satın alabilmek de bir statü halini almış. Çocuklar kendi aralarında “En iyi oyuncak bebek bende” diyerek arkadaşlarına hava atıyor.
Asıl sakıncalı yanı ise bu bebekler “bir genç kız” olduğu için çizgi filmlerde; “sevgili edinme, bir erkek için süslenme, kıyaslama, üstün ve güzel olma” gibi çocukların o yaşlarda kavrayamayacağı kavramlar işleniyor ve bu kavramlarla çocukların kafaları karıştırılıyor, psikolojilerini bozuyor.
Ya erkekler... Bu yaşta babaları gibi güçlü bir erkek olma isteği içindeki erkek çocukların bu arzusu “Savaşçı kahramanlarla, ne olduğu bilinmeyen yaratıkların savaşlarıyla sömürülüyor. Bu yaşta sadece somut düşünebilen, gördüğü her şeyi gerçek olarak algılayan çocuk, gerçek dünyadan koparak şiddetle dolu bir dünyada yaşıyor. Birini dövmeyi, ezmeyi güçlü olmanın yolu olarak gören çocuk için şiddet normalleşiyor.
Bu, “Neden son yıllarda okullarda şiddet arttı?” sorusuna da cevap veriyor. Çocuğun psikolojisine ve gelişimine uygun olmayan, düşmanlık, küçümseme, savaş gibi konuların işlendiği bu kalitesiz çizgi filmlerle büyüyen çocuklarda davranış bozukluğu, arkadaş ilişkilerinde problemler görülmesi kaçınılmaz oluyor. Daha saldırgan, istediği olmadığında “Döverim seni, öldürürüm seni” diyen çocuklar yetişiyor.
Sevgili anne babalar! Lütfen çocuklarınıza bu tür çizgi filmler izletmeyin ve çocuklarınızı yanlış davranışlara yönlendiren oyuncak bebek ve şiddet sembolü kahramanların seçimi konusunda dikkatli olun. Çizgi filmleri kontrolünüz dışında izletmeyin ve izleyeceği çizgi filmleri siz seçin. Ayrıca bu çizgi film ve çocuk programlarının hemen hemen hepsi yurt dışından çeviri olduğu için çocuklarımıza yabancı kültür aşılandığını ve çocuklarımızın kültürümüze karşı yabancılaştırıldıklarını da unutmayın.


Sevil Gümüş

Pedagog



10 Ocak 2009 Cumartesi

Anaokulundaki Çocuğunuzun Beyin Gelişimini Destekleyin

Yapılan birçok araştırmaya göre insan hayatında beyin gelişiminin en hızlı olduğu periyot 0-6 yaş dönemi. Bu nedenle 0-6 yaş periyodunu içine alan anaokulu yılları çocuğun beyin gelişimi açısından da çok önemli bir yere sahip. Çocuk bu periyotta tüm hayatı boyunca sahip olabileceği en hızlı öğrenme kapasitesine sahip olacağı için çocuğa öğretilmesi gereken birçok konunun bu zaman diliminde öğretilmesini uzamanlar bizlere tavsiye ediyor.
Araştırmacılar, bir bebeğin doğduğunda beyninde milyarlarca sinir hücresi olduğunu ve bu hücrelerin ilk on yıl içinde hızla çoğaldığını belirtiyorlar. Çocuklara bu periyotta verilen gerekli miktardaki uyaran ile sinir hücreleri birbirleri arasında çeşitli ilişkiler kuruyorlar ve bu ilişkilerin sonucunda beyin oldukça iyi bir şekilde gelişimini tamamlıyor. Eğer çocuğa bu periyotta gereken uyaran verilmezse sahip olunan bu sinir hücreleri yavaş yavaş ölüyor ve işlevsiz hale geliyor. Ölen hücrelerin maalesef kendini yenilemek gibi bir şansı yok, bu nedenle hücrelerin ölmesi geri dönüşü olmayan zararlara neden olabiliyor.
Beyin gelişiminin maksimum seviyede olmasını sağlamak çocuğun sosyal çevresine ve bu çevrede bulunan insanlarla doğrudan ilişkili. Çocuklar büyüdükleri bu çevrede birçok şeyi öğrenir, kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz birçok olayla karşılaşır ve bunlardan etkilenirler.Çocukların beyin gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için bu nedenle ailenin özellikle de anne ve babanın rolü çok önemli. İşte anne ve babalara çocukların beyin gelişimleri hakkında bazı öneriler…
Beyin gelişimini desteklemek için neler yapabilirsiniz?
*Çocuğunuza karşı her zaman pozitif olun ve onun ihtiyaçlarını karşılıksız bırakmamaya çalışın. Çünkü çocuğunuz ilk aylarında onun ihtiyaçlarına verdiğiniz karşılık doğrultusunda size güvenmeye başlayacak ve bu ilişkinin sonucunda beynindeki sinir hücreleri birbirleri arasında çeşitli ilişkiler kuracak.
*Çocuğunuza her zaman ona yetecek kadar bakım sağlamayı ihmal etmeyin. Çocuğunuz için gereken zamanı ayırmadığınızda onun sosyal ve duygusal gelişimini yeteri kadar desteklememiş olacaksınız. Ama şunu unutmamalısınız ki yeteri kadar zaman ayırmak uzun saatler çocuğunuzla beraber vakit geçirmeniz anlamını taşımaz, az bir süre de olsa çocuğunuzla beraber paylaşımınızın oldukça verimli olduğu zaman dilimi çocuğunuzun ihtiyacını fazlasıyla karşılayacaktır.
*Çocuğunuzla sürekli sosyal ilişki içinde olmaya çalışın, onun televizyonun önünde uzun süreler boyunca kalmasına izin vermeyin. Çünkü televizyonunda beyin gelişiminde olumsuz etkiler yarattığı araştırmalar sonucu ortaya çıkmış.
*Ona kitap okuyun, şarkı söyleyin ve söyletin, onunla sürekli olarak konuşun. Çocuğunuz ne kadar çok kelimeye maruz kalırsa o kadar çok kelime algılama kapasitesi gelişecektir. Çocuğunuz kelimeleri algıladıkça o kelimeleri anlama ve kullanma yeteneği hızla gelişecek ve beyni bu konudaki bağlantıları daha hızlı yapmaya başlayacaktır. Bu aktivitelerin çocuğun gelecek yaşamındaki etkileri ise hızlı okuma ve anlama, hızlı düşünme ve cevap verme şeklinde olacaktır.
*Çocuğunuza güvenli oyun ve araştırma alanı yaratmaya çalışın. Birçok uzman çocuğun kendi kendine öğrendiği aktivitelerin daha kalıcı etkiler yarattığını, bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin çocuğun keşif yapabilmesine imkan sağlaması gerektiğini savunuyor.
*Çocuğunuza yaptığı olumlu hareketlerini pekiştirmesini sağlayacak pekiştirecekler vermeye çalışın. “Aferin”, “çok iyi”, “bunu başarabileceğini biliyordum” gibi bazı pekiştireçleri kullanabilirsiniz.