Çocuklarda Zorlayıcı Davranışlar: Nasıl Yaklaşmalı? Veli Rehberi

Çocuklar büyürken yalnızca yeni beceriler kazanmaz; duygularını yönetmeyi, sınırları anlamayı, beklemeyi, paylaşmayı ve sorunlarını uygun yollarla ifade etmeyi de öğrenirler.

Bu süreçte zaman zaman öfke nöbetleri, inatlaşma, vurma, bağırma, kurallara direnme veya yalan söyleme gibi anne-babaları zorlayan davranışlar görülebilir.

Ancak her zorlayıcı davranış bir “davranış bozukluğu” anlamına gelmez.

Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, davranışın ne kadar sık tekrarlandığı ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği birlikte değerlendirilmelidir.

Her Yaşın Kendine Özgü Davranışları Vardır

Okul öncesi dönemde çocukların dürtü kontrolü, sabretme ve duygularını uygun biçimde ifade etme becerileri hâlâ gelişmektedir.

Örneğin küçük bir çocuk istediği olmadığında ağlayabilir, oyuncağını paylaşmak istemeyebilir veya öfkelendiğinde bağırabilir.

Bunlar tek başına ciddi bir sorun olduğunu göstermez.

Asıl önemli olan davranışın zaman içinde nasıl geliştiğidir.

Çocuk büyüdükçe duygularını ve ihtiyaçlarını daha uygun yollarla ifade etmeyi öğreniyor mu?

Yoksa davranış giderek daha yoğun ve günlük yaşamı zorlaştıran bir hale mi geliyor?

Davranışı Değerlendirirken Nelere Bakmalıyız?

Zorlayıcı bir davranışı değerlendirirken yalnızca “Bunu yaptı.” demek yeterli değildir.

Şunlara birlikte bakmak gerekir:

• Davranış çocuğun yaşına göre ne kadar beklenebilir?
• Ne kadar sık yaşanıyor?
• Ne kadar yoğun?
• Uzun süredir devam ediyor mu?
• Yalnızca evde mi, yoksa okulda ve başka ortamlarda da görülüyor mu?
• Çocuğun oyununu, ilişkilerini veya öğrenmesini belirgin biçimde etkiliyor mu?
• Kendisine veya başka birine zarar verme riski oluşturuyor mu?

Bir davranışın arada sırada görülmesi ile çocuğun günlük yaşamının önemli bir bölümünü etkilemesi aynı şey değildir.

Davranışın Arkasında Ne Olabilir?

Çocukların zorlayıcı davranışları her zaman “inatçılık” veya “söz dinlememe” nedeniyle ortaya çıkmaz.

Bazen çocuk:

• yorulmuş,
• aç,
• korkmuş,
• aşırı uyarılmış,
• hayal kırıklığına uğramış,
• kendisini anlatmakta zorlanmış,
• ilgi veya yakınlık ihtiyacı duymuş

olabilir.

Davranışı anlamak, davranışa izin vermek anlamına gelmez.

Çocuk vurduğunda “Kızgın olduğunu anlıyorum ama vurmak yok.” diyebiliriz.

Böylece hem sınırı korur hem de çocuğun yaşadığı duyguyu anlamasına yardımcı oluruz.

Kurallar Açık ve Tutarlı Olsun

Çocuklar sınırları öğrenirken yetişkinlerin tutarlılığına ihtiyaç duyarlar.

Çok fazla kural koymak yerine birkaç önemli kuralı açık biçimde ifade etmek daha etkili olabilir.

Örneğin:

“Birbirimize vurmayız.”

“Oyuncaklarımızı kullandıktan sonra toplarız.”

“Bir şey istediğimizde bağırmak yerine söyleriz.”

Kuralların nedenini yaşına uygun biçimde açıklamak da önemlidir.

Amaç çocuğu korkutarak kurala uydurmak değil, zaman içinde davranışın neden gerekli olduğunu anlamasını sağlamaktır.

Olumlu Davranışları da Fark Edin

Çocuklar yalnızca hata yaptıklarında ilgi görürlerse aile içindeki iletişim sürekli sorunlar etrafında dönebilir.

Bu nedenle doğru davranışları da fark etmek gerekir.

“Sıranı bekledin, teşekkür ederim.”

“Çok kızdın ama arkadaşına vurmadın.”

“Bana ne istediğini sözlerinle anlattın.”

gibi açık ifadeler çocuğa hangi davranışın olumlu olduğunu gösterir.

Genel bir “Aferin.” yerine neyi doğru yaptığını söylemek daha anlamlıdır.

Çocuğu Etiketlemeyin

“Yaramaz.”

“İnatçı.”

“Huysuz.”

“Yalancı.”

gibi ifadeler davranışı tanımlamak yerine çocuğun kişiliğini etiketler.

Bunun yerine davranışı anlatmak daha doğrudur.

“Sen çok yaramazsın.”

yerine:

“Oyuncağı arkadaşının elinden almak doğru değildi.”

diyebiliriz.

Çocuk yaptığı davranıştan ibaret değildir.

Kız ve Erkek Çocuklardan Farklı Davranışlar Beklemeyin

Çocukların davranışlarını “Erkek çocuk zaten hareketli olur.” veya “Kız çocuk böyle davranmaz.” gibi kalıplarla değerlendirmek doğru değildir.

Her çocuk kendi mizacı, gelişim düzeyi ve yaşadığı deneyimlerle değerlendirilmelidir.

Saygı, empati, duygu kontrolü ve sorumluluk hem kız hem erkek çocuklar için aynı derecede önemlidir.

Anne-Baba Model Olur

Çocuğa sakin konuşmasını söylerken yetişkinlerin bağırması, çocuğa karışık bir mesaj verir.

Çocuklar sorunların nasıl çözüldüğünü büyük ölçüde çevrelerindeki yetişkinleri izleyerek öğrenirler.

Anne-babanın:

• öfkesini nasıl ifade ettiği,
• bir anlaşmazlığı nasıl çözdüğü,
• özür dileyip dilemediği,
• başka insanlara nasıl davrandığı

çocuk için güçlü bir öğrenme kaynağıdır.

Ne Zaman Uzman Desteği Düşünülebilir?

Bazı davranışlar aile ve öğretmenin desteğine rağmen uzun süre devam edebilir.

Özellikle:

• davranışlar çok yoğun ve sık yaşanıyorsa,
• çocuk kendisine veya başkalarına zarar veriyorsa,
• davranış ev, okul ve sosyal yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa,
• daha önce kazanılmış becerilerde gerileme görülüyorsa,
• aile veya öğretmen çocuğun gelişimi konusunda sürekli kaygı duyuyorsa

çocuk doktoru veya çocuk ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmandan görüş almak yararlı olabilir.

Uzman desteği istemek çocuğa etiket koymak anlamına gelmez. Amaç, davranışın nedenini daha iyi anlamak ve çocuğa uygun desteği belirlemektir.

Sonuç

Çocukların zaman zaman zorlayıcı davranışlar göstermesi gelişimin doğal bir parçası olabilir.

Önemli olan her davranışı hemen sorun olarak görmek veya “Büyüyünce geçer.” diyerek tamamen görmezden gelmek değildir.

Çocuğu dikkatle gözlemlemek, davranışın arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışmak, açık ve tutarlı sınırlar koymak ve olumlu davranışları desteklemek çoğu durumda güçlü bir başlangıçtır.

Amaç kusursuz davranan çocuklar yetiştirmek değil; duygularını

tanıyabilen, kendisini uygun yollarla ifade edebilen ve zaman içinde davranışlarını düzenlemeyi öğrenen çocuklar yetiştirmektir.

Çocuğunuzun yaşına göre gelişim özelliklerini daha yakından incelemek için Renkli Rüyalar’ın Çocuğum Büyüyor bölümüne göz atabilirsiniz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anaokulunda Okuma-Yazma Öğretilmeli mi? Veli Rehberi

4 Yaş Çocuk Gelişimi: Veli Rehberi

2 Yaş Çocuk Gelişimi: Veli Rehberi