20 Ocak 2009 Salı

Dikkat! Çizgi filmler çocuklarınızı sömürüyor

Dikkat! Çizgi filmler çocuklarınızı sömürüyor

Okullardaki şiddetin nedeni çocukları birer ‘minyatür’ yetişkin gören çizgi filmler... Minyatür denildiğinde aklınıza ilk ne gelir bilmem ama “Orta Çağ’da çocukların anne babanın birer minyatür kopyası gibi, gelişimsel özelliklerine uygun olmayan şekilde giydirilmesi” geliyor benim aklıma. Çocuklara, anne babalarıyla davetlere katıldığı için bu dönemde “minyatür yetişkinler” deniliyormuş. “Yeni nesil” çizgi filmleri de çocukları bir yetişkinden farksız görmüyor. Kız çocuklarını birer genç kız, erkek çocuklarını birer kahraman gibi gören bu çizgi filmler, çocukların yaşlarına ve gelişimsel özelliklerine uygun olmayan konuları işleyerek çocukların ruh sağlığını tehlikeye atıyor.
Kız çocukları bir an önce büyüyüp güzel bir genç kız olmak ister. Annelerini örnek alan, makyaj yapmak, süslenmek isteyen çocuğun bu arzusu; oyuncak bebeklerle ve çizgi filmlerle sömürülüyor. Oyuncak bebekler; zayıf, güzel bir genç kız olduğu için çocuklara daha küçüklükten zayıf olma gerekliği aşılanıyor. Ayrıca bu bebekleri satın alabilmek de bir statü halini almış. Çocuklar kendi aralarında “En iyi oyuncak bebek bende” diyerek arkadaşlarına hava atıyor.
Asıl sakıncalı yanı ise bu bebekler “bir genç kız” olduğu için çizgi filmlerde; “sevgili edinme, bir erkek için süslenme, kıyaslama, üstün ve güzel olma” gibi çocukların o yaşlarda kavrayamayacağı kavramlar işleniyor ve bu kavramlarla çocukların kafaları karıştırılıyor, psikolojilerini bozuyor.
Ya erkekler... Bu yaşta babaları gibi güçlü bir erkek olma isteği içindeki erkek çocukların bu arzusu “Savaşçı kahramanlarla, ne olduğu bilinmeyen yaratıkların savaşlarıyla sömürülüyor. Bu yaşta sadece somut düşünebilen, gördüğü her şeyi gerçek olarak algılayan çocuk, gerçek dünyadan koparak şiddetle dolu bir dünyada yaşıyor. Birini dövmeyi, ezmeyi güçlü olmanın yolu olarak gören çocuk için şiddet normalleşiyor.
Bu, “Neden son yıllarda okullarda şiddet arttı?” sorusuna da cevap veriyor. Çocuğun psikolojisine ve gelişimine uygun olmayan, düşmanlık, küçümseme, savaş gibi konuların işlendiği bu kalitesiz çizgi filmlerle büyüyen çocuklarda davranış bozukluğu, arkadaş ilişkilerinde problemler görülmesi kaçınılmaz oluyor. Daha saldırgan, istediği olmadığında “Döverim seni, öldürürüm seni” diyen çocuklar yetişiyor.
Sevgili anne babalar! Lütfen çocuklarınıza bu tür çizgi filmler izletmeyin ve çocuklarınızı yanlış davranışlara yönlendiren oyuncak bebek ve şiddet sembolü kahramanların seçimi konusunda dikkatli olun. Çizgi filmleri kontrolünüz dışında izletmeyin ve izleyeceği çizgi filmleri siz seçin. Ayrıca bu çizgi film ve çocuk programlarının hemen hemen hepsi yurt dışından çeviri olduğu için çocuklarımıza yabancı kültür aşılandığını ve çocuklarımızın kültürümüze karşı yabancılaştırıldıklarını da unutmayın.


Sevil Gümüş

Pedagog



10 Ocak 2009 Cumartesi

Anaokulundaki Çocuğunuzun Beyin Gelişimini Destekleyin

Yapılan birçok araştırmaya göre insan hayatında beyin gelişiminin en hızlı olduğu periyot 0-6 yaş dönemi. Bu nedenle 0-6 yaş periyodunu içine alan anaokulu yılları çocuğun beyin gelişimi açısından da çok önemli bir yere sahip. Çocuk bu periyotta tüm hayatı boyunca sahip olabileceği en hızlı öğrenme kapasitesine sahip olacağı için çocuğa öğretilmesi gereken birçok konunun bu zaman diliminde öğretilmesini uzamanlar bizlere tavsiye ediyor.
Araştırmacılar, bir bebeğin doğduğunda beyninde milyarlarca sinir hücresi olduğunu ve bu hücrelerin ilk on yıl içinde hızla çoğaldığını belirtiyorlar. Çocuklara bu periyotta verilen gerekli miktardaki uyaran ile sinir hücreleri birbirleri arasında çeşitli ilişkiler kuruyorlar ve bu ilişkilerin sonucunda beyin oldukça iyi bir şekilde gelişimini tamamlıyor. Eğer çocuğa bu periyotta gereken uyaran verilmezse sahip olunan bu sinir hücreleri yavaş yavaş ölüyor ve işlevsiz hale geliyor. Ölen hücrelerin maalesef kendini yenilemek gibi bir şansı yok, bu nedenle hücrelerin ölmesi geri dönüşü olmayan zararlara neden olabiliyor.
Beyin gelişiminin maksimum seviyede olmasını sağlamak çocuğun sosyal çevresine ve bu çevrede bulunan insanlarla doğrudan ilişkili. Çocuklar büyüdükleri bu çevrede birçok şeyi öğrenir, kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz birçok olayla karşılaşır ve bunlardan etkilenirler.Çocukların beyin gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için bu nedenle ailenin özellikle de anne ve babanın rolü çok önemli. İşte anne ve babalara çocukların beyin gelişimleri hakkında bazı öneriler…
Beyin gelişimini desteklemek için neler yapabilirsiniz?
*Çocuğunuza karşı her zaman pozitif olun ve onun ihtiyaçlarını karşılıksız bırakmamaya çalışın. Çünkü çocuğunuz ilk aylarında onun ihtiyaçlarına verdiğiniz karşılık doğrultusunda size güvenmeye başlayacak ve bu ilişkinin sonucunda beynindeki sinir hücreleri birbirleri arasında çeşitli ilişkiler kuracak.
*Çocuğunuza her zaman ona yetecek kadar bakım sağlamayı ihmal etmeyin. Çocuğunuz için gereken zamanı ayırmadığınızda onun sosyal ve duygusal gelişimini yeteri kadar desteklememiş olacaksınız. Ama şunu unutmamalısınız ki yeteri kadar zaman ayırmak uzun saatler çocuğunuzla beraber vakit geçirmeniz anlamını taşımaz, az bir süre de olsa çocuğunuzla beraber paylaşımınızın oldukça verimli olduğu zaman dilimi çocuğunuzun ihtiyacını fazlasıyla karşılayacaktır.
*Çocuğunuzla sürekli sosyal ilişki içinde olmaya çalışın, onun televizyonun önünde uzun süreler boyunca kalmasına izin vermeyin. Çünkü televizyonunda beyin gelişiminde olumsuz etkiler yarattığı araştırmalar sonucu ortaya çıkmış.
*Ona kitap okuyun, şarkı söyleyin ve söyletin, onunla sürekli olarak konuşun. Çocuğunuz ne kadar çok kelimeye maruz kalırsa o kadar çok kelime algılama kapasitesi gelişecektir. Çocuğunuz kelimeleri algıladıkça o kelimeleri anlama ve kullanma yeteneği hızla gelişecek ve beyni bu konudaki bağlantıları daha hızlı yapmaya başlayacaktır. Bu aktivitelerin çocuğun gelecek yaşamındaki etkileri ise hızlı okuma ve anlama, hızlı düşünme ve cevap verme şeklinde olacaktır.
*Çocuğunuza güvenli oyun ve araştırma alanı yaratmaya çalışın. Birçok uzman çocuğun kendi kendine öğrendiği aktivitelerin daha kalıcı etkiler yarattığını, bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin çocuğun keşif yapabilmesine imkan sağlaması gerektiğini savunuyor.
*Çocuğunuza yaptığı olumlu hareketlerini pekiştirmesini sağlayacak pekiştirecekler vermeye çalışın. “Aferin”, “çok iyi”, “bunu başarabileceğini biliyordum” gibi bazı pekiştireçleri kullanabilirsiniz.

20 Aralık 2008 Cumartesi

GELECEĞİN SUÇLUSU NASIL YETİŞTİRİLİR!

Geleceğin suclusunu yetistirmenin en basit kuralları: 
 - Daha küçükken çocuga istedigi herseyi vermeye baslayin! Bu şekilde o, herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduguna inanacaktır. 
 -Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır. -Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince kendi kararlarını kendisi versin diye bekleyin!
-Yerde bıraktığı herşeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini, onun için herşeyi siz yapın ki; bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın! 
 -Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki; bu sayede aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin. 
 -Ona istedigi kadar harçlık verin ki; hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne oldugunu öğrenmesin. 
 -Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin ki; istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin. 
 -Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki, onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun. 
 -Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç işlerse, kendisinden özür dileyin! Ama onu felaket dolu bir hayata hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!

16 Aralık 2008 Salı

BUNLARI YAPIYOR MUSUNUZ????

-Ailenizde hepinizi ilgilendirecek bir karar mı alınacak yaşı kaç olursa olsun, konuşmayı biliyorsa çocuğunuzu da konuşturun, kararlarınıza onu da ortak edin. Bu sizin ona güvendiğinizi değer verdiğinizi kendisinin de bu ailenin gerçek bir üyesi olduğunu hissettirecektir.

-Topluluk içinde söz alması için onu teşvik edin böylece kendine güvenmesini fikirlerini açıklayabilecek ortamlarda cesaretli olmasını sağlamış olursunuz.

-Kendini ve duygularını ne düşünüyorsun nasıl hissediyorsun gibi sözlerle anlamaya çalışın.

-Konuşurken onun yüzüne bakın ve ciddiye alındığını hissettirin.

-Onun fikirlerine değer verdiğinizi hissettirin.

-Onun olumlu davranışlarını takdir edin.

-Yaşına uygun görevler verin, verilen görevlerden sonra başarısını takdir edin.

-Ona zaman ayırın.

-Onunla değişik konularda sohbet etme ortamı oluşturun.

-Onun korku ve endişelerine saygı duyun.

-Aşırı eleştirici olmaktan ve yarğılayıcı davranmaktan kaçının.

-Başkalarının yanında onu küçük düşürmeyin.

-Onun başarısızlıklarını büyütmeyin.

-Başkaları ile onu kıyaslamayın.

-Kabiliyetlerini fark edin ve onları teşvik edin.

-Ona sıklıkla sevdiğinizi söyleyin.

-Aile için vazgeçilmez bir kişi olduğunun altını çizin.

-Onunla beraber sosyal aktivitelerde bulunun.

-Yanlış ve uygunsuz cezalandırmadan kaçının.

-Ondan beklentileriniz çok aşırı olmasın.

-Onun farklı ve gelişmekte olan kişilik yapısı olduğunu unutmayın.

-Onun için en önemlisi mutlu ve huzurlu bir aile ortamı oluşturmaktır.

-Her şeyden önemli olan çocuklarımız için her şeyin en iyisi olması tekdileğimiz ise biraz yorulsak ta sıkılsak ta onlar için her şeye değer onlar……ihmale gelmezler her geçen gün saat dakika kayıbımızdır.

NOT : Lütfen kendinize sorun, ne kadarını uygulayabiliyorsunuz?

20 Kasım 2008 Perşembe

ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDE BABANIN ROLÜ

Çocuğun büyümesinde ve gelişmesinde babanın çok önemli bir rolü vardır. Etkin bir baba rolü, çocuğun her türlü gelişimine olumlu yönde etki etmektedir.
Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi, çocuğun kişiliğini etkiler. Babasından ilgi ve sevgi gören çocukların arkadaşları ile ilişkilerinde daha uyumlu, liderlik özellikleri gelişmiş, yetenekleri artmış çocuklar olduğu gözlenmiştir. Anne ve babanın birbirine uyumlu ve dengeli olması, çocuğun yetiştirilmesinde tüm gereksinimlerin karşılanmasında sorumluluk alması, çocuğun kendisiyle ve dünya ile barışık, mutlu bir birey olmasına katkıda bulunur.
Baba, çocuğun gereksinim duyduğu uyaranları sağlayan en önemli kişilerden biri olması nedeniyle, çocuğun zihinsel gelişiminde etkili olur. Baba sadece doğrudan davranışıyla değil, çevre düzenlemeleriyle de çocuğun zeka gelişimine katkı sağlar. Baba; çocuğun bağımsız davranmasını, çevreyi keşfetmesini destekleyen, cesaretlendiren bir tutum içerisinde olduğunda, çocuğun zeka gelişimi olumlu yönde etkilenmektedir. Babanın çocuğa oyun arkadaşı olması, konuşması, kitap okuması, dokunması çocuğun zekasını olumlu yönde etkilemektedir.
Babanın en önemli rollerinden biri de çocuğun cinsel gelişimi üzerindeki etkisidir. Kız ve erkek çocuğu doğuştan getirdiği kendi cinsiyet rolüne ait özellikleri ancak sağlıklı modelin izlenmesi ve taklit edilmesi yoluyla gelişebilmektedir. Babanın aile içindeki tavrı, fonksiyonu, çocuğuyla kurduğu yakın, açık ve güvenli bir ilişki, özellikle erkek çocuğunun baba ile özdeşleşmesini kolaylaştırmakta ve kendi cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır. Erkek çocuğunun taklit edebileceği ya da yakın ilişki kurarak özdeşleşebileceği bir modele ihtiyacı vardır.
Aynı şekilde kız çocukları için de babanın rolü, karşı cinsi anlaması, kendine güven geliştirebilmesi açısından önem taşımaktadır. Babayla iletişimde bulunarak, erkeklere nasıl tepkide bulunacağını öğrenmektir.
Çocuğun gelişiminde, hayata hazırlanmasında uygun disiplin yöntemlerinin kullanılmasının önemi büyüktür. Disiplinin oluşturulmasında babaya önemli görevler düşmektedir. Babanın kızan, bağıran,otoriteyi temsil eden, kendisinden korkulan ve tehdit unsuru olarak kullanılan rolde olmaması gerekir. Babanın çocuğuyla açık, tutarlı ve belli esneklikleri olan bir ilişki kurması sağlıklı bir baba-çocuk ilişkisinde önemli bir rol oynar.
Babanın Çocuğuyla İletişiminde Dikkat Etmesi Gerekenler
Çocuğa sevgi, ilgi göstermeli ve zaman ayırmalıdır. Çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi sonucunda çocuk kendisine değer verildiğini, sevildiğini hisseder ve mutlu olur.
Çocuğa sevgisinin içten, sıcak, yalın ve koşulsuz olduğunu göstermelidir.
Bebeklik döneminde, bebeğin bakımına katılmalıdır. Bebeğin sağlığı, beslenmesi, temizliği, ağladığında sakinleştirilmesi ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması önemlidir. Bu ilişki daha sonraki sürecek olan sağlıklı ilişkinin önemli bir parçasıdır,
Çocuğu olduğu gibi kabul etmeli, başkalarıyla kıyaslamamalıdır,
Çocuğun çabalarını, olumlu davranışlarını desteklemeli, başarısızlıkları karşısında sabırlı, sakin, yapıcı olmalıdır,
Çocuğun sorumluluğunu ve ihtiyaçlarını anne ile paylaşmalıdır,
Çocuğun hayatındaki önemini, çocuğa göstermeli ve ifade etmelidir,
Baba davranışlarıyla çocuğa iyi bir model olmalıdır.
Babalar bazen çocuklarıyla yeterince zaman geçiremedikleri ve yeterince ilgilenemedikleri kaygısıyla çocuklarını hediye ve oyuncağa boğabilmektedirler. Oysa bu tavır çocukların yeni bir şeye sahip olmanın keyfini yaşamaktan alıkoymakta ve sürekli talep etmesine, sahip olduklarından memnun olmamasına neden olmaktadır. Üstelik baba ile çocuk arasında gerekli olan duygusal yakınlığın yerini de tutmamaktadır. Her gün oyuncak getirmek yerine, çocuğu kucağa almak, sohbet etmek, oyun oynamak, çocuk içinde baba içinde çok daha doyurucu olmaktadır. Babanın kısada olsa çocuğuyla özel zaman geçirmek ve bu zaman diliminde çocuğun duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi çok önemlidir.
Babalık çaba gösterilerek öğrenilir. Baba bebeğiyle ilgilenir, konuşup, öpüp, koklar, bakımına yardımcı olur, birlikte zaman geçirirse, bebekle aralarındaki ilişki güçlenir. Bebeğin ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilir. Babanın bebeğin bakımına katılması, babalık rolünü daha kolay benimsemesine yardımcı olur.
Babanın bebeğin bakımına katılması, bezini değiştirmesi, banyosunu yaptırmayı öğrenmesi, beslemesi, kucağına alması, ağladığında sakinleştirmesi yani yaşamının bir parçası olması baba-bebek arasındaki ilişkiyi güçlendirir ve annenin iş yükünü hafifleterek dinlenmesine imkan sağlar. Annenin ev işleri dışında kendine zaman ayırması, anneye güçlü bir duygusal destek ve enerji kazandırır ve bu hem aile içi ilişkilere hem de çocuğun sağlığına olumlu katkıda bulunur.

15 Kasım 2008 Cumartesi

Anaokuluna Giden Çocuğumun Zihinsel Gelişimini Nasıl Desteklerim?

Zihinsel gelişim nedir? Bir çok uzmana göre sorunun bilimsel cevabı, beyindeki düşünce ve düzenleme sistemlerinin gelişimi olarak tanımlanıyor.Bu sistemler şöyle sıralamak mümkün: Dil gelişimi, hafıza, muhakeme, problem çözme, düşünme, hayal kurma ve yaratıcılık. Çocuğunuzun sağlıklı bir zihinsel gelişime sahip olmasını istiyorsanız bu sistemlerin hepsinin gelişimini desteklemelisiniz.Çünkü bu sistemlerde olabilecek her hangi bir problem diğer sistemlerin de etkilenmesine neden olabiliyor. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd.Doç.Dr Zeynep Kızıltepe’nin görüşleri ışığında bu konu hakkında nelere dikkat etmeniz gerektiğini sizler için sıraladık
Anaokuluna giden bir çocuğun en belirgin özellikleri soru sorması ve oyun oynamasıdır.Bu iki temel özellik çocuğun zihinsel gelişiminde büyük öneme sahiptir.Bu nedenle anne-baba olarak çocuğunuza bu iki temel özelliği destekleyici ortamlar hazırlamaya çalışmalısınız.
Oyunun Önemi
Oyun, okul öncesi dönemdeki çocuğun en önemli uğraşıdır.Çocuklar oyun vasıtasıyla sosyalleşme ve duygularını ifade edebilme ortamı bulurlar. Uzmanlara göre, bir yetişkin için “iş” ne kadar önemli ise çocuk için de “oyun” o kadar önemli.
Çocuklar erken yaşlarında genellikle tek başlarına oyun oynarlar, daha sonra etraflarındaki diğer çocukları seyretmeye başlarlar ve onların oynadıkları oyunları taklit etmeye çalışırlar.Bir sonraki aşamada etrafındaki çocuklarla oynamaya ve malzemelerin paylaşmaya başlar.Oyunun en gelişmiş versiyonu diğer çocuklarla aynı amaçlar doğrultusunda ve belli kurallar içinde oynanan oyundur.Oyunun önemli bir parçası olan kural kavramı yaşla gelişir.Oyun oynarken çocuklar günlük hayata dair bir çok şeyi öğrenme ve uygulama fırsatı bulurlar.Örneğin paylaşmak, zor durumlarda ortak çözümler bulabilmek ve yardımlaşmak; oyunun çocuklara öğrettiği önemli sosyal özellikler.
Çocuklar oyun oynarlarken onların oyunlarına katılmaktan hiç çekinmeyin.Beraber oyun oynarken onları daha yakından gözleme ve anlama imkanı bulursunuz.Bu durum sizin hoşunuza gittiği kadar onların da hoşuna gidecektir. Onlarla oyun oynarken, her fırsatı bir şeyler öğretmek için kullanabilirsiniz.Oyun hakkında sorular sorun ve onların sordukları soruları mantıklı cevaplarla yanıtlamaya çalışın.Oyun esnasında çeşitli sosyal ilişkileri öğretmek için fırsatlar yaratın (mesela, sıraya girme olgusunu öğretmek için çeşitli durumlar oluşturun; evcilik oyunu içinde bugün çiçekleri sulamak senin görevin, yarın kardeşin sular, ertesi günde ben sularım).
Neler Yapabilirsiniz?

•Çocuklarla konuşurken konuşmalarınızda çeşitli kavramların geçmesine özen gösterin. (aşağı, yukarı, dolu, boş...)
•Hayellerini kullanabileceği etkinlikler oluşturun.
•Beraber deneyler yapın.(Tübitak kitaplarına başvurabilirsiniz)
•Kolay bir tekerlemeyi veya şiiri günlük olarak çocuğunuzla beraber tekrarlayın.Onun öğrenmesi sağlayın.
•Her sabah onunla yeni gün hakkında konuşun, o gün için neler planladığını sizinle konuşmasına izin verin.
•Çocuğunuza her gün kitap okuyun ve sonrasında okuduklarınız hakkında tartışın.
•Çocuğunuza çeşitli konular hakkında fikrini sorun.(bana bugün ne pişirmemi tavsiye edersin?)
•Onunla beraber sayı sayın.Her fırsatta sayılarla ilgili sorular sorun.(elinde kaç tane sakız var?)
•Beraber resim yapın ve yaptıklarınız hakkında konuşarak fikirlerinizi paylaşın.
•Beraber müzik dinleyin ve ona müzik dinlerken neler hissettiğini sorun.
•Günlük işleri beraber yapın. Böylece çocuğunuza hem sorumluluk almayı hem de yardımlaşmayı öğretmiş olursunuz.
•Kolay bulmacalar veya zeka oyunları alın ve ona bu oyunlarla nasıl oynaması gerektiğini gösterin.
•Ona karışık halde bulunan nesneleri verin ve ayırmasını isteğin.
•Beraber yemek pişirebilirsiniz.Hangi yemeği yapacağınız hakkında konuşun, sonra onunla birlikte alış-veriş yapın, yemeği yapmadan önce çocuğunuz için şekillerden oluşmuş bir tarif listesi hazırlayın (mesela kaşık ve şeker şekli çizin ve yanına da 2 sayısını yazın, bu, pişireceğiniz şeye 2 kaşık şeker konulması gerektiğini anlatsın)
•Lego veya bloklarla oynamasına yardımcı olun, çünkü bu oyuncaklar çocukların yer-yön kavramını öğrenmelerine destek olur.
•Karşılaştırma yeteneğini geliştirmesi için onlara çeşitli oyunlar alın.(çeşitli kart oyunları, tombala gibi...)
Sıralanan bu noktaların hepsi çocuğunuzun zihinsel gelişimini olumlu yönde etkileyecek aktivitelerdir.Ancak bu aktiviteleri yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, ona yapıcı eleştirilerde bulunmak ve onu yaptıklarından ötürü takdir etmek. Yrd.Doç. Dr. Kızıltepe bunu önemle vurguluyor ve çocukla beraberken ona “aferin” , “çok iyi düşündün”, “harika bir fikir” , “ne güzel fikirlerin var” gibi çeşitli olumlu pekiştireçler vermenizi tavsiye ediyor.

Kaynak: http://bebekvecocuk.milliyet.com.tr

Çocuğun Anneden İlk Ayrılığı

Anaokuluna başlayan çocuk ilk kez annesinden ayrılır, farklı insanların arasına girer. Çoğu zaman sancılı geçen okula alışma sürecini başarıyla atlatmada en büyük rol anne-babaya düşer. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk, Ergen ve Yetişkin Psiyatristi Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, bu süreçte çocuğun yaşadığı duygusal değişimleri ve dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
• Anaokuluna başlama sürecinde çocuklar nasıl bir duygusal değişim yaşar?Anaokulu eğitimin başladığı kurumdur. Eğitim ise anaokulu öncesinde anne tarafından verilmeye başlanmıştır. Tanım olarak tutum ve davranış değiştirme olarak kabul edilen eğitim süreci bir anlamda doğum ile başlamıştır. Uyku beslenme saatlerinin düzenlenmesi ilk eğitim örnekleri olarak görülebilinir. Annenin tek başına ve aile içinde verdiği bu eğitim anaokulu dönemi öncesine kadar sürer. Kabaca artık kendi ihtiyaçlarını karşılar olgunluğa eren çocuk toplumsal ortamlara açılmaya başlayacağı (kabaca 3 yaş) olgunluğa erdiği zaman anaokulu zamanı da gelmiş sayılır. Ev dışında her türlü ortam yabancıdır, bilinmez içerir dayanılmaz cazibesi ile birlikte ürkütücü özellikler de içerir. İnsanlığın en temel çatışmalarından biri olan yakınlaşma-uzaklaşma çatışmasın bir biçimde çocuk hisseder: Bir yandan dış ortamın çekiciliği bir yandan ürkütücülüğü. Çocuk çelişkili duygular içindedir. Bir bölümü bu duyguları açık, uzun ve yoğun olarak yaşar ve sergilerken bir kısmı da daha örtülü, kısa süreli ve hatta düşük yoğunlukta yaşar.
• Çocukta ne gibi tepkiler görülür?Biraz önce tanımlanmaya çalışılan duyguların şiddeti çocuğun sergileyeceği tepkilerin biçimlenmesinde önemli rol oynar. Temel güven duygu sorunu yaşamamış, annesi ile uyumlu ve dengeli ilişki yaşamış, sağlıklı ve güvenli bağlanma geliştirmiş çocuk göze çarpan bir tepki sergilemez, yumuşak bir geçişle bu yeni eğitim ortamına uyum yapar. İlişkilerinde zorluklar barındıran ve tereddütler yaşayan çocuğun tepkileri ise alevli ve şiddetli olabilir. Öncelikle anneden ayrılmayı reddetme ve anaokuluna başlamasında ısrar edilmesinde de tepkilerin artarak şiddetlenmesi ortaya çıkan ilk belirtilerdir. Durumda duruma farklılık görünmesine karşın tepkiler farklı biçim ve şiddet ile ortaya çıkarlar: Sabah okul zamanı ile başlayan karın ağrıları, ağlamalar, hareketlerde yavaşlama, isteksiz ve olumsuz cevaplar, kısaca çocuk baştan aşağıya olumsuz ve her şeyi reddeden bir tutum içindedir. Okul sözünden vazgeçildiğinin ilan edilmesi ile tüm belirtiler çok hızlı bir biçimde söner, bir süre önce sergilenen alevli tablonun yerini tam bir sükunet alır.
• Bu dönemde çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?Çocuğun okul reddine yönelten bilinen bir neden varsa bunun hızlı bir biçimde ortadan kaldırılması gerekir. Öncelikle öğretmen ve okul yöneticileri ile işbirliği içinde olunmalıdır. Anneden ayrılmanın yarattığı ayrılık gerginliğinin basit bir durum olarak, hor görülen bir biçimde ele alınması uygun değildir. Ciddi bir kaygı söz konusudur. Çocuğun güven duygusunun yeniden kazanılması gerekir. Annenin belirli bir biçimde okul içinde veya çevresinde onu terk etmeden beklediğini sergilemesi uygun olur. Bu süreç tam güven kurulduktan sonra tamamlanır. Ne zaman sonlanacağı tam olarak kestirilemez. Çocuk anneye ayrılabilme işaretini verir.
• Okula gitmesi için zorlamak ne gibi sonuçlara yol açar?Okula gitmekten vazgeçilmesi uygun değildir. Bir sonraki dönemde de çocuğun benzer tutum sergileme olasılığı yüksektir. Okula gitmenin gerekli olduğu aile içinde ortak bir değerlendirme ile alınmış kesin bir karar olarak çocuğa sunulmalıdır. Bu tutum hiçbir başka koşul ile bağlanmamalıdır..
• Çocuğun bu süreci kolaylıkla atlatması için anne ile babaya düşen görevler nelerdir?Diğer birçok durumda olduğu gibi öncelik sevgidedir. Bu durum ve sergilenen tutumlar sevgi ile aşılacaktır. Sevgi göstermek ancak bunu sergilerken de ılımlı olmak gerekir. O güne değin anababa tutumu olarak sergilenmemiş davranışlardan uzak durulmalıdır. Okula gitmenin çocuğa yeni ve değişik bir edinim ortaya çıkarmasına izin verilmemelidir. Okula gitme hiçbir zaman pazarlık konusu olmamalıdır.
• Hangi durumlarda bir uzmana başvurmak gerekir?Okula gitmeyi reddetme kabaca 2 hafta ya da daha fazla sürerse, red ile birlikte ortaya çıkan diğer yakınmalar başka zamanlarda da sürerse, günlük etkinliklerde aksamalar ya da zorlanmalar ortaya çıkarsa bir uzmandan yardım alma zamanının geldiği düşünülmeli.
• Anaokul eğitimi çocuklara ne kazandırır? Mutlaka göndermek gerekir mi?Anneden sonra görülen ilk eğitim kabaca anaokulu eğitimidir. Sosyal ortamda, yabancılar arasında, aile dışında alınan bu eğitimin özellikle çocuğun toplumsal uyum ve gelişmesi için çok önemlidir. Bu özellikleri nedeniyle vazgeçilmezdir. Eğitimin insan yaşamındaki değer ve önemi göz önüne alınırsa her koşulda eğitim olanaklarına ulaşması için her türlü girişim sergilenmelidir. Eğitim hiç kimseye zararlı etkide bulunmamış, bilakis olumlu özellikler kazanılmasına yol açmıştır.

Kaynak : http://bebekvecocuk.milliyet.com.tr/