Çocuklarda Utangaçlık ve Çekingenlik: Ne Zaman Normal, Ne Zaman Destek Gerekir? Veli Rehberi
Bazı çocuklar yeni bir ortama girdiklerinde hemen oyuna katılırken bazıları önce uzun süre çevresini izlemeyi tercih eder.
Misafir geldiğinde anne-babasının arkasına saklanmak, yeni bir sınıfta bir süre konuşmamak veya yabancı kişilerle karşılaştığında çekingen davranmak tek başına bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Çocukların mizacı birbirinden farklıdır. Bazı çocukların yeni insanlara ve ortamlara alışmak için yalnızca biraz daha fazla zamana ihtiyacı vardır.
Utangaçlık Bir Eksiklik Değildir
Sessiz, temkinli veya yeni ortamlarda çekingen davranan bir çocuk mutlaka özgüvensiz değildir.
Bazı çocuklar çevrelerini önce gözlemler, kendilerini güvende hissettikten sonra iletişim kurmaya başlar.
Bu nedenle çocuğun kişiliğini değiştirmeye çalışmak yerine kendi hızında sosyal deneyimler yaşamasına fırsat vermek daha uygundur.
Çocuğu “Utangaç” Diye Etiketlemeyin
“Bizimki çok utangaçtır.”
“Kimseyle konuşmaz.”
“Biraz çekingen, siz kusura bakmayın.”
gibi ifadelerin çocuğun yanında sürekli tekrarlanması zamanla onun kendisini bu özellikle tanımlamasına neden olabilir.
Davranışı tanımlamak daha uygundur:
“Yeni insanlara alışması biraz zaman alıyor.”
Bu ifade çocuğu sabit bir kişilik özelliğine hapsetmez.
Konuşması İçin Zorlamayın
Misafir geldiğinde “Hadi konuş.”, “Şiirini söylesene.” veya “Neden cevap vermiyorsun?” şeklinde baskı yapmak çocuğun gerginliğini artırabilir.
Çocuğa ortama alışması için zaman tanıyın.
Kendini güvende hissettiğinde iletişime geçmesi genellikle daha kolay olacaktır.
Ama Her Şeyi Onun Yerine de Yapmayın
Çekingen bir çocuğu korumak isterken bütün sosyal iletişimi onun adına yürütmek de yararlı değildir.
Örneğin çocuk bir şey istemek istediğinde hemen onun yerine konuşmak yerine küçük bir deneme yapmasına fırsat verilebilir.
“İstersen önce birlikte söyleyelim.”
gibi bir destek zamanla bağımsızlığını artırabilir.
Küçük Sosyal Adımlar Daha Etkilidir
Çocuğu bir anda kalabalık bir grubun ortasına bırakmak yerine küçük ve başarabileceği adımlarla ilerlemek daha uygundur.
Örneğin:
• Önce tek bir çocukla oyun oynamak.
• Tanıdığı bir arkadaşını eve davet etmek.
• Parkta kısa süreli ortak bir oyuna katılmak.
• Bir yetişkine yalnızca “Merhaba.” demeyi denemek.
• Sınıfta küçük bir görevi öğretmeniyle birlikte yapmak.
Bu küçük deneyimler zamanla çocuğun sosyal ortamlardaki güvenini artırabilir.
Önceden Hazırlamak İşe Yarayabilir
Yeni bir ortama girmeden önce çocuğa ne olacağını anlatmak belirsizliği azaltabilir.
“Bugün doğum gününe gideceğiz. Orada birkaç çocuk olacak. Önce birlikte içeri gireceğiz, sonra istersen biraz etrafı izleyebilirsin.”
gibi bir açıklama çocuğun kendisini daha hazırlıklı hissetmesini sağlayabilir.
Rol Yaparak Prova Yapabilirsiniz
Çocuk bazı sosyal durumlarda ne söyleyeceğini bilemediği için de çekingen davranabilir.
Evde oyun yoluyla:
• “Ben de oynayabilir miyim?”
• “Benim adım…”
• “Bunu kullanabilir miyim?”
• “Teşekkür ederim.”
gibi basit sosyal cümleleri prova etmek yararlı olabilir.
Karşılaştırmayın
“Bak kardeşin ne kadar girişken.”
“Arkadaşın hemen herkesle konuşuyor.”
gibi karşılaştırmalar çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Her çocuğun sosyal ortamlara uyum sağlama hızı farklıdır.
Çocuğun gelişimini başka çocuklarla değil, kendi ilerlemesiyle değerlendirmek daha doğrudur.
Küçük Cesaretlerini Fark Edin
Sonuca değil, çocuğun gösterdiği çabaya dikkat edin.
“Bugün arkadaşına kendin merhaba dedin.”
“Önce biraz bekledin, sonra oyuna katılmayı denedin.”
gibi ifadeler çocuğun kendi ilerlemesini fark etmesine yardımcı olur.
Okulda Öğretmen Nasıl Destekleyebilir?
Çekingen bir çocuğu sürekli sınıfın önüne çıkarmak veya konuşmaya zorlamak yerine sosyal ortama yavaş yavaş katılması desteklenebilir.
Öğretmen çocuğu önce küçük grup etkinliklerine dahil edebilir, uyumlu bir arkadaşıyla eşleştirebilir ve kendisini rahat hissettiği etkinliklerden başlayabilir.
Amaç çocuğu görünmez hale getirmek değil, kendisini güvende hissederek gruba katılabileceği fırsatlar oluşturmaktır.
Utangaçlık ile Yoğun Sosyal Kaygı Aynı Şey Değildir
Çocuğun yeni ortamlarda biraz çekingen olması normal olabilir.
Ancak korku ve kaygı çok yoğun olduğunda çocuk okuldan, arkadaşlarından veya sosyal etkinliklerden sürekli kaçınmaya başlayabilir.
Önemli fark, çekingenliğin çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Ne Zaman Destek Alınmalı?
Çocuk alışması için yeterli zaman geçmesine rağmen insanlarla iletişim kurmakta sürekli ciddi güçlük yaşıyorsa, sosyal ortamlardan yoğun biçimde kaçınıyorsa veya bu durum okul yaşamını ve arkadaşlıklarını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Özellikle çocuğun sosyal durumlar nedeniyle yoğun korku yaşaması, okula gitmek istememesi veya günlük yaşamının önemli bölümlerinden kaçınması yalnızca “utangaçlık” olarak değerlendirilmemelidir.
Sonuç
Her çocuğun kalabalığın ortasına koşması, hemen arkadaşlık kurması veya herkesle kolayca konuşması gerekmez.
Bazı çocuklar dünyaya biraz daha temkinli yaklaşır.
Anne-babanın görevi çocuğu başka bir kişiliğe dönüştürmek değil; kendisini olduğu haliyle kabul ederken sosyal becerilerini küçük ve güvenli adımlarla geliştirmesine yardımcı olmaktır.
Çocuğa verilebilecek en değerli mesajlardan biri şudur:
“Hazır olduğunda deneyebilirsin. Ben sana güveniyorum.”
Çocuğunuzun yaşına göre gelişim özelliklerini ve sosyal-duygusal gelişimini nasıl destekleyebileceğinizi incelemek için Renkli Rüyalar’ın Çocuğum Büyüyor bölümüne göz atabilirsiniz.
